Ankara Güzellik Rehberi

Home Güzellik Vücut Bakımı

Vücut Bakımı

Evde Yapabileceğiniz Vücut Maskeleri

Peeling Kremi

Bu peeling kremini ayda bir kez uygulayın. Ölü hücreleri temizler ve vücudun yumuşak, pürüzsüz olmasını sağlar.

Malzemeler

1 çorba kaşığı deniz tuzu

3 çorba kaşığı zeytinyağı 

Hazırlanışı : Küçük parçalara ayrılmış deniz tuzunu, zeytinyağı ile iyice karıştırın.

Uygulaması : Ilık bir duş alın. Hazırladığınız karışımı, dairesel hareketlerle masaj yaparak vücudunuza sürün. Bu karışımı özellikle topuklar, dirsek, diz gibi bölgelere yoğunlaşarak uygulayın. Ilık suyla durulayın.

Sonuç : Gözenekleri tıkayan ölü deri temizleniyor ve cilt yapılacak bakıma

hazır hale geliyor.

 Bal Maskesiyle Epilasyon

Cildin hassas olduğu noktalara uygulanabilecek balla yapılan epilasyon.

Malzemeler

1 kase bal

Limon suyu

Bez parçaları (eski çarşafları kesebilirsiniz)


Hazırlanışı : Kısık ateşte balı ısıtın. Yoğun bir kıvama geldiğinde birkaç damla limon suyu ekleyin. Soğumaya bırakın.

Uygulaması : Hazırladığınız karışımı tüylerin bulunduğu bölgeye yayıp,birkaç saniye bekletin. Ağdanın üzerine bir bez parçası yapıştırıp, üzerini düzeltin. Tüylerin tersi yönünde tek hamlede çekin. Ağda bittikten sonra soğuk suyla temizleyin.

Sonuç : Pürüzsüz, ipek gibi bir ten!

 

 

Terleme nedir?

Hava sıcak olduğu zaman cildimiz sebum ve ter üretimini artırarak organizmamızı korumaya alır: bu vücudun doğal bir korunma reaksiyonudur. Kısaca terleme, istemimiz dışında gelişen, gerekli ve doğal bir olaydır. Vücudu doğal sıcaklığı olan 37ºC'de sabitlemeyi sağlar, kanda biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve cildi nemlendirir.
İnsan vücudunda 2 ila 3 milyon arasında ter bezi bulunur. Ter bezlerinin sayısı sabittir, yaşa göre artmaz veya azalmaz. Dudaklar gibi cildin çok damarlı bölgelerinde ter bezi yoktur.

Terleme sürecinde 2 tip ter bezi rol oynar: eccrine ve apocrine.
Eccrine ter bezleri, vücudun her yerine yayılmış olmalarına rağmen en çok koltuk altı, yanaklar ve ayak tabanında bulunur. Su, üre, latrik asit ve tuzdan oluşan kokusuz bir terleme sağlayarak vücut ısısını dengelerler. Bu bezlerin bir diğer işlevi de avuç içlerinde ve ayak tabanlarında oluşan zihinsel ve duygusal terlemeyi harekete geçirmektir.
Vücutta daha az sayıda olan apocrine ter bezleri daha çok koltuk altlarında bulunur. Apocrine ter bezlerinden salgılanan ter, lipitler, proteinler ve hormonlardan oluşur. Doğuştan itibaren vücutta bulunan bu bezler, ergenlikle birlikte aktif hale gelir. Bakteriler, koltuk altı gibi nem ve sıcaklığın fazla olduğu bölgelerde çok çabuk ürer, çoğalır. Apocrine ter bezlerinden atılan sıvı aslında kokusuzdur ama bakteri gelişimini destekleyen yağlı atıklar içerdiğinden bakterileri besler ve kötü kokuların oluşmasına neden olur.

Neden terleriz?

Terlemeyi harekete geçiren başlıca nedenler:
- Sıcaklığın artması,
- Spor, dans gibi fiziksel aktiveler yapmak
- Heyecan, korku gibi zihinsel ve duygusal durumlar
- Regl, menapoz gibi hormonal değişiklikler
Aynı koşullarda terleme oranı kişiden kişiye göre değişebilir. Bir insan günde ortalama olarak 0.5 ile 1 litre arasında ter atar. Sanıldığının aksine, Bu miktarın çok az bir bölümü koltuk altında gerçekleşir.

Dikkat: Terleme nedeniyle vücutta oluşan su kaybını çok sıvı içerek dengelemek gerekir! 

Deodorantlar ve antiperspirantlar

Deodorant veya anti-perspirantlar özellikle yaz aylarında su ve sabun temizliğinin tamamlayıcısıdırlar.
Bu iki koku giderici ürün pek çok tüketici tarafından aynı işleve sahipmiş gibi algılanır. Aslında içerik ve işlev bakımından birbirlerinden farklıdırlar.
Deodorantlar, apocrine ter bezlerinden salgılanan ve bakterilerin çürümesiyle oluşan kötü kokuyu engeller; anti-perspirantlar ise eccrine ter bezlerinden ter salgılanmasını azaltır yani terlemeyi sınırlar.
Deodorantlar:
Deodorantlar iki işleve sahiptir: bakteri üremesini sınırlamak ve kötü kokuları engellemek.
İçerdikleri anti-bakteriyel aktifler sayesinde bakteri üremesini kontrol altına alarak, ter kokusunun oluşmasını önlerler. Parfüm yağları ile zenginleştirilen formülleri ile de ferahlık, hoş koku ve hijyenik bir tazelik sağlarlar.

Anti-perspirantlar:
Anti-perspirantlar terlemeyi durdurmaz ama sınırlar ve dengeler. Bu ürünler alkolsüzdür ve pudralı içerikleri sayesinde koltuk altında süngerimsi bir tabaka oluştururlar. Bu tabaka salgılanan teri emerek koltuk altının kuru kalmasını sağlar ve böylece bakteri oluşumunu da engeller.

Deodorant ve anti-perspirantlar kullanma tercih ve alışkanlıklarına göre 4 ayrı formdadırlar:
- Atomizör: Sprey şeklinde olanlardır. Püskürtme ile cilde nüfus ederler. Kullanımları kolaydır ama pudrasız olanlar bir süre ıslaklık hissi verir.
- Stick: Katı, mum şeklinde olanlardır. Cilde uygulamada ürün parçacıkları cilt yüzeyinde iyi dağılmayabilir. Doğru uygulanırsa atomizörlere oranla daha kalıcı etkiye sahiptir.
- Roll-on: Bilyeli olanlardır. Ciltte kolaylıkla kayarlar ve atomizörlere oranla daha çabuk kururlar. Sıvı veya jel yapıda olabilirler.
- Kremler: Koruyuculuğun yanı sıra cilde yumuşaklık da verirler. Cilt tarafından emildikleri için kalıcılıkları daha fazladır. Tek kusurları bazılarının koltuk altında yapışkan hissi vermesidir.

Nasıl kullanmalı?

- Koltuk altlarınızın temiz ve kuru olmasına mutlaka özen gösterin.
- Deodorant veya anti-perspirantı sadece koltuk altlarınıza uygulayın.
- Atomizör (sprey) kullanıyorsanız ürünü dik tutun ve teninize çok yakın mesafeden sıkmayın.
- Pudralı bir ürün kullanıyorsanız, uygulamadan önce mutlaka çalkalayın.
- Gün içinde tazelemek isterseniz, koltuk altınızı tekrar temizleyin
Sadece deodorant ve anti-perspirantlardan medet ummak yeterli değil. Kötü kokuları basit uygulamalarla en aza indirmek mümkün; işte artı ipuçları:
Vücut temizliğinize dikkat edin. Mümkünse her sabah ve akşam duş alın.
Vücudunuza yapışmayan, bol giysiler giyin.
Sentetik dokulu kıyafetler yerine pamuklu olanları tercih edin.
Giysi renklerinizde güneş ışığının bol olduğu gündüz bölümünde açık renkler kullanın; koyu renkleri geceye saklayın.
 Özellikle koltuk altı tüylerini düzenli olarak alın.
 Alkolsüz, hafif kokular tercih edin, baharatlı kokulardan kaçının.
 Bol bol su için, sizi terletecek ama terinizin kötü kokmasını da engelleyecektir.
 Sindirimi kolay, sulu yiyecekler tercih edin. Sarımsak, soğan gibi kokulu moleküller 
içeren yiyeceklerden kaçının. 

 Gergin ve stresli ortamlardan uzak durun.
Ve, elbette sigara ve alkol kullanmayın.


Seksi bir vücuda sahip olmak için...

Güzel bir vücuda sahip olmak sandığınız kadar zor değil. İşte kısa bir sürede yapacağınız egzersizler ve sonuçları...

1. Hedef: Kavisli baldırlar

Bir basamağın üzerinde, topuklarınız boşlukta olacak şekilde durun. Ayaklarınız omuz hizasından biraz daha az açık dursun ve 2 ile 4 kg arasında vücut barını omuzlarınızın üstüne yerleştirin. Baldırlarınızda gerilme hissedene kadar yavaşça topuklarınızı aşağı doğru indirmeye başlayın. Sonra da topuklarınızı parmak uçlarınızın hizasına gelene kadar yukarı kaldırmaya başlayın. Bu hareketi 15 veya 25 kez tekrar edin.

2. Hedef: Sıkı kalçalar

Bacaklarınızı omuz hizasında açın. Ağırlığınızı topuklarınıza verin. 1.5 veya 2.5 kg'lık ağırlıkları kollarınızı yanlara doğru açarak tutun. Üst baldırınızın arkası yere paralel olana kadar geriye eğilip kalkın. Dizleriniz ayak parmaklarınızla aynı hizada olmalı. Bunu en fazla 100 kere tekrarlayın.

3. Hedef: Kaslı kollar

Bacaklarınız omuz hizası genişliğinde açıkken kollarınızı iki yana doğru sarkıtın. Avuçlarınızda 1.5 ile 2 kg�lık ağırlıklar olsun. Elleriniz vücudunuza dönük dursun. Sağ kolunuzu yukarı doğru kaldırın ve ağırlığı eliniz yüzünüze dönük olacak şekilde çevirin. Sonra sağ kolunuzu indirirken aynı hareketi sol kolunuza uygulayın. Bu ağırlık çevirme hareketlerini 100 kere tekrar edin.

4. Hedef: Biçimli sırt

Kollarınız iki yanınızda, omuz hizasına kıvrılmış olarak, avuç içleri yere dönük, karın üstü yere yatın. Şınav çeker gibi pozisyondayken üst bacaklarınızı ve vücudunuzun üst kısmını dimdik olacak şekilde yukarı doğru kaldırmaya çalışın. Böylelikle kahve masası şeklinde görünürsünüz. Yavaşça karın kaslarınızı kullanarak kendinizi yukarı doğru kaldırmaya başlayın. Normal nefes almaya devam edin. Bu pozisyonda ne kadar uzun kalırsanız o kadar güç kazanırsınız. Bu hareketi birer dakikadan üç kere yapmayı deneyin.

5. Hedef: İnce karın

Dizleriniz kendinize doğru, ayaklarınız yere düz değecek şekilde sırtüstü yatın. Elleriniz tavana doğru olacak şekilde kollarınızı arkaya alın. Omuzlarınızı ayak parmaklarınıza değdirecekmişsiniz gibi şekilde çevirerek hareket ettirmeye başlayın ki dizlerinize değsin. Kollarınızı önünüzde tutarak üst vücudunuzu yarı başlangıç pozisyonuna getirerek 3 saniye o pozisyonda bekleyin. Sonra tamamen başlangıç pozisyonuna dönebilirsiniz. Bunu da 15-25 kere tekrar edin.


Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Ocak 2012 15:23 )

Göğüs bakımı...

Göğüs Bakımı

Dolgun düzgün gögüsler bayanlarin zarif,genç ve çekici görünmesinde çok etkilidir.Bütün bayanlar gögüslerinin güzelligini ve sagligini korumalidirlar. Genç kizlarda gögüslerin büyümesi regl devresinde baslar ve 3-4 ay içerisinde normal büyüklügüne olusur.Sütyen seçimi gögüslerin sekline göre seçilmelidir

GÖGÜS VE DEKOLTE

Göğüslerin en iyi dostu soğuk su.Çünkü dokuları uyarıyor,deriyi sıkılaştırıyor.Ilık bir duştan sonra boyundan göğüs uçlarına doğru soğuk su eşliğinde yumuşak hareketlerle masaj yapabilirsiniz.Bu bölgenin gergin durması için kozmatiklerden de yardım alabilirsiniz.Göğüslerin formunu korumak için doğru sütyen seçimi çok önemlidir.Yanlış seçilen bir sütyen kan dolaşımını engeller.

DEKOLTE BAKIMI:Vücudun en hassas bölgesi olan dekoltenizin kusursuz olması için 10 ipucu.
1.Güneşe çıkmadan önce koruyucu ürünler kullanın.
2.Göğsünüzde küçük sivilceler oluşmuşsa,o bölgeye bakım maskesi uygulayın.
3.Göğüs bölgesini sık sık nemlendirmeyi ihmal etmeyin.
4.Sütyen alırken sıkı olmamasına ve alttan destekli olanları tercih edin.
5.Önce sıcak sonra soğuk duş alın.
6.Sert peeling uygulamalarından kaçının.
7.Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.
8.Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyuyun.
9.Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.
10.Bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyora,sert masajlar yapmaktan kaçının

 

Vücut Çatlakları

Bayanların pek çoğunu rahatsız eden vücut çatlakları, genellikle ergenlik döneminden itibaren kilo alıp verme, hızlı boy uzaması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar ve bacak, kalça, bel çevresi, göğüs ve diz arkalarında enine boyuna ince beyaz çizgiler şeklinde yer alırlar.

Derinin aşırı gerilimine bağlı olarak, cildin elastin ve kolojen dokularındaki tahribat sonucunda ortaya çıkan vücut çatlakları bir çeşit deri yırtılmasıdır. İlk oluştuklarında pembemsi görünümdedirler, zamanla bu pembe çizgiler beyaza dönüşür. Çatlakların derecesine ve yoğunluğuna bağlı olarak renk açık pembeden morumsu tonlara kadar değişebilir. Ayrıca yine derideki esnemelerin yoğunluğuna bağlı olarak çatlaklar sadece renk farklılıkları şeklinde değil aynı zamanda çukurlaşmış görüntüler şeklinde de oluşabilirler.

Striae Atrophica denilen vücut çatlakları sadece ergenlik döneminde değil,özellikle kilo alımına bağlı ciddi fiziksel ve hormonal değişimlerin yaşandığı hamilelik döneminde de gögüs, kalça, karın ve bel çevresinde çok sık görülmektedir.

Bunlara ek olarak uzun süre kortizon kullanımı, Cushing Sendromu, Marfon Sendromu gibi hastalıklar da derimizi bir arada tutan bağ dokuyu ve cilt unsurlarını olumsuz etkiledikleri için çatlaklara neden olan faktörlerdir. Şu bir gerçektir ki aynı yaşta, aynı kiloyu alan her iki kişide de çatlak problemi oluşacak diye bir genelleme doğru değildir. Dolayısıyla çatlakların oluşumunda cildimizin genetik özellikleri ve aşırı kuru yapıda olması gibi unsurlar da son derece etkilidir.

Bilim adamları ergenlik ve hamilelik döneminde oluşan çatlaklara sadece derinin gerilerek yırtılmasına neden olan kilo artışı ve genleşmenin değil bunun yanısıra aynı dönemlerde adrenaller tarafından salgılanan ve oranı ciddi derecede artan glucocorticoid hormonlarının da neden olabileceğini belirtmektedir.

Çatlaklar mikroskopta incelendiğinde doku altında kolajen ve elastin yapı tahrip olduğu için çatlakların etrafında derinin olması gerekenden çok daha ince olduğu gözlemlenmiştir.

Şu unutulmamalıdır ki çatlakların oluşumunu önlemek, onları tedavi etmekten çok daha kolaydır. Özellikle çatlaklar henüz pembe renkteyken müdahale etmek alınacak sonucun başarısını arttıracaktır.

Çatlakların iyileştirilmesinde ki, ne yazık ki hiçbir zaman oluştuktan sonra tam olarak giderilemezler en etkili yöntemlerden biri, Avrupa ülkelerinde de en yoğun uygulananı Dermabrazyondur (micro peeling). Bu yöntem alüminyum oksit adı verilen çok küçük yapıda ince kristal taneciklerin cilt yüzeyinde soyma etkisi yaratarak problemli tabakanın atılması ve alttan yeni doku üretimi esasına dayanır. Genellikle 10 seanslık kürler şeklinde uygulanan bu yöntem acısız ve cilt açısından herhangi bir risk içermeden tamamen yok etmese bile çatlaklarda gözle görülür derecede iyileşme sağlıyacak şekilde sonuca ulaştırır. Bu işlem ile beraber güneş ışınları bağdaşmayacağı için sonbahar ve kış ayları işlemin uygulanması açısından en doğru dönemlerdir. Ayrıca çok hafif çatlakları kapatmak için zaman zaman kamuflaj makyajında kullanılan, cildi besleyici özelliği olan, suya dayanıklı ve cilt renginde özel kapatıcılardan da yararlanılabilir.

Önemli olan çatlakların oluşumuna fırsat vermemektir. Bunun için çok sık kilo alıp vermemeye dikkat etmek, cildin elastikiyetini arttırmak için düzenli egzersiz ve esneme hareketleri yapmak, bol su içmek, her duş ve banyoda vücuda peeling uygulamak, hergün cildi nemlendirici ürünler kullanmak (özellikle buğday ve susam yağı), belirli aralıklarla masaj ve yosun kürleri yaptırmak, ayrıca aşırı güneşlenmemek, sebze-meyve ve protein açısından zengin gıdalar tüketmek ve en önemlilerinden biri sigara içmemek çok önemlidir.

 

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

FİRMA ARA

Arama :
 



Semt
Kategori Seç

Sektörler